10 Mart 2011 Perşembe

...LEİLEL...



Yürüyorum boş sokaklarda
Hayatımın ücra kıyılarında
Görmeye değmeyen
Korkmaya gelmeyen
Hayaller rotasında
Üstüme uzanan çağresizlik kokusunda
Anlamlı fikirler buldum
Tarifi uzaklarda
Aynadakinin kim olduğunu çözemedim
Bir kıristal ışığında
Çocuksu bir mutluluk aradım
Karmaşık yaşamda.....
......Bu dünya yaşamak için biraz dar galiba........
Bir isim buldum kendime
Kendi hayal gücümde
Başka şehirlerde vardı nefes almaya olanaklı
Tüm rotarlı yolculuklar ardında
Bilet bile bulamadım,bir tren istasyonunda
Tavuzkusu renkli bir rüyada
Kaybolduğum anda
Bir ses duydum uzaklarda
Kendini bulmayı anlatan bir masalda
........Bu dünya yaşamak için biraz dar galiba........


........Oysa yaşamam için huzur yeterdi bana..........

28 Şubat 2011 Pazartesi


Öyle bir yol ayırıyor ki seni kendinden, geriye dönüp baktığında o karedeki sen misin yoksa sana benzeyen herhangi biri mi ayırt edemiyorsun.

Tüm yaşananlar, güzel ya da kötü anılar hepsi zihnimizde kurduğumuz masallardan ibaret.

Bir mekân belirliyoruz, oyuncuları seçiyoruz, senaryoyu yazınca da kusursuz oynuyoruz.

Sonra geri dönüp baktığımızda hatıraları değil kendi oyunumuzu hatırlıyoruz.

Oysa aynı karakteri başka bir zamanda, yeni senaryomuza aldığımızda oyunculuğunu beğenmiyoruz.

Ama biz değimliydik. Uygun zaman diliminde ki performansına oskarlar veren.

Peki, biz değimliydik dün severken, bugün nefret edebilen.

İki duygu arasındaki zıtlık bu kadar mı yakın birbirine , yoksa biz mi çok çelişkiliyiz kendimize.

Dönüşen evren ,gelişen olaylar ,hiç durmadan yorulmadan geçen zaman ,her fotoğraf karesinde değişen karakterler …hepsini kendi hayal gücümüz yaratıyor..canımızın acımasını istediğimizde o karakter rolünü oynuyor…sevinmek istediğimizde bizi mutlu ediyor.biz ona bu hakkı verdiğimiz için iyi yada kötü oluyor.hepsi bu…

25 Temmuz 2010 Pazar

bir varmış..bir yokmuşuz...


zamanın birinde saf bir kız yaşarmış...ne kadar katı gözüksede..safça merakından her yola koşarmış...koşarmışta , her kırıklığıda göze alırmış...herşeyin üstesinden gelebileceğini sanırmış.

nitekim öylede olmuş uzun yıllar...zor dönemleri vücünda yara bırakmasın diye umursamazca geçirmiş ki taa biri kalbine dokununcaya kadar...

öyle güzelmişki o yıllar...ve okadar safmış ki o zamanlar kız..tüm duyguları..mutlulukları..üzüntüleri ..aşkları..nefreti ve nefret dahi edememeyi..ağlamayı...gülmeyi...zirvelerde yaşıyormuş ..en uç noktalarda..hayalleri varmış..gerçekleşmeyeceklerini bilse de...sonra gülümsemeleri..bir gün yerini göz yaşlarına bırakıcağını bilsede..saf ya işte...


ve bir gün kaçınılmaz son gelmiş...bu ilginç hikayesinde..

hani herşeyle başa çıkabileceğini düşünen o kız vardıya...alabora olmuş .dalgaların içinde kaybolmuş...küçücükmüş zaten...okadar küçükmüşki elleri ayakları kulakları...dalgalar onu yutarken hiç zorlanmamış...


gün ağırıp ..güneş semaya ulaşınca...karaya vurmuş yaralı..yorgun ..baygın bedeni...

kendine gelmeye çalışıp zor zaanat kalkmış ayalağa...lakin bukez yıkılması için dalgaya bile ihtiyaç yokmuş...inatçıymışta bir okadar..safmışta...

her rüzagara göğüs gelmiş..yaraları kabuk bağlamadan tekrar tekrar açılmış...ama artık kaybedicek hiç birşeyi kalmamış...saflığı ,,mutlulukları..üzüntüleri ..hayalleri ..ne kalmış ki geriye..söz sahibi...


ve artık hiç birşey eskisi gibi olmamış...hiç bir zaman okadar sesli gülememiş..yada okadar göz yaşı düşememiş gözünden...

zaman keçtikçe iyice sıkışmaya başlamış...düşünceleri idealleri bedeni...hiç penceri olmayan tek kişilik küçük odalara düşmüş varlığı..ve nefes alabileceği hiç bir alan bırakmamış hayal kırıklıkları...

bir gecede....saat gecenin 2si yada 3ü..toplamış evini eşyalarını...sadece mutlu olduğu anılarını...atlamış otobüse...


şimdi o kız...yeni ışıklar yakmaya çalışıyo hayatına elleriyle...ve hedefleri var tekrar mutlu olabilmek için umutları...kim bilir sonu ne olur..hikaye nerde biter yada yepyeni bir hikaye nerde başlar....zaten artık kaybedicek neyi var?

23 Haziran 2010 Çarşamba


bazen ne kadar uçabileceğimi düşünüyorum.yükseklik sınırını aştığım konusunda çokça fikirim var.baktığım gördüğüm değil.görmek için gayrette etmiyorum.huylu da huyundan hiç vazgeçmiyor.kendime verdiğim sözleri unuttuğum oluyor.eskisi kadar eğlenmiyorum.hayattan zevk alma duyularım nasırlaştı sanki.çokta vahim değil durum ama eskisi gibi de değil işte.
hayat avuçlarında bir sürü kelebekle dolaşsın demiyorum ama kalbimin attığını da hissetmek istiyorum.inançlarım ve fikirlerim değişmeye başladı.köşelerim yontuluyor.buna rağmen değişmemekte direniyorum.varlığımı bir yerlere sığdırmaya çalışıyorum da bastığım topraklar bana ait değilmiş gibi hissettiriyor.içimdeki çocuğu büyütmemek için gayretlerim.onunla yaşadığıma da eminim.o da gitseydi.nerelerde bulurdum terk edilmiş bedenimi?

susmak bir kabulleniştir.bunun aksine inanabileceği mi de düşünmüyorum.fark ediyorum da ben bazen susuyorum.sesimin tizliği ve yankısını arıyorum.ama oldukça saklanmış,bazen göz kırpıp yine kayboluyor.beni benden alabilecek tüm elleri engelliyorum.bazen ise kendimi kendim boğuyorum.

aslında şuan neyden bahsettiğimi bile bilmiyorum..saçmalamakta bir erdem olabilir mi merak ediyorum.en azından kendi çapımda eğleniyorum.tamam fark ettim saçmalıyorum

Dile Benden Ne Dilersen!


Ve bir gün gelir.tüm sessizliğin içinden bir ses çınlar kulağında.
Hayat ufalanmış,kum gibi avuçlarında.
Güzel şarkılar çalınır radyon da.
Anlamlı sözler barınır dudaklarda.
Güneş teninin en kıvrımlı noktalarında.
Gözlerin yaşama sevdasıyla .
Gökyüzünde yıldızların dansıyla .
Tanrının sana baktığı zamanda.

Hiç düşünme ve karar ver. hangi kelimeler bulunurdu haykırışlarında?

14 Haziran 2010 Pazartesi

Söylemek İstedim



Seni düşünüyorum.uzun seyehatler boyunca.


Yanlız kaldığım her saat başlarında.


Okadar çok ki seni düşünme ihtimallerim,doldurabileceğim sayfalardan fazla.


Aşk geliyor seni düşünce aklıma.


Bana bakışın geliyor, gözlerin elmas gibi parlarcasına.


Sevişin geliyor beni , dinlenmek dahi istemeden koşarcasına.


Saflığım geliyor seni düşünce aklıma.


Hiç bir ihtimalden korkmadan,seni sevişim çocukçasına.


Sana dokunuşum ,kafamda hiç bir soru işareti olmadan beyaz sayfalarca.


En saf ve en bilinçli duygularımla.
Elini tutmayı bıraktığım gün,korkularımın çınarlar gibi olduğunu görüyorum hayatımda.


Şimdi bana sevgiyle açtığın kollarına koşamıyorsam ,bu korkulardandır aslında.


Anlamanı beklemiyorum bu nedenleri ,henüz zaman aşımına uğramamış hayatımızda.


Ama bilki sevmediğimden değil sevgilim , sevgimden gebe korkularımda.


O gün geldiğinde anlayacaksın , sana koşmamak için engellediğim bacaklarımıda.


Bu kalp hala atıyorsa ,kalbinde hissettiğim benliğimin arzusuyla...


Seni çok Seviyorum.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

çaldım.


kar gibi örttün üstünü,

içinde tüm çiçekler,birerbirer titrediler.

uykusuzluğundan belli,kafanda birikintiler,

teker teker döküldüler.

sen hep kendine önlemler aldın,ben kenime yasaklar koydum.

önümüzde barajlar var,bu su hiç durmaz

bu su hiç durmaz....

yaşamak dopdoluydu ,akan pınarlar gibi

inanmayanlar beklediler.

umutlarını boşverdin,cebinde hiç kalmadı,

dostların anlamadılar.



nar gibi güzelliğin gizliydi,vereceklerin fazlaydı,

insanlar inanmadılar.

sustun hiç konuşmadın,sonra kaçtın arkana bakmadan,

insanlar şaşırdılar.

sen hep kendine önlemler aldın,ben kenime yasaklar koydum.
önümüzde barajlar bu hiç durmaz.
bu su hiç durmaz....


bülent ortaçgil

21 Nisan 2010 Çarşamba

Bir Kelebek Daha Öldürdüm Ellerimde






Oysa bu kes gökyüzünde karabuluntlar görmemiştim.Ama beklenmedik yağmurlar yağdı üzerimize.Keyif alınabilecek gibi değildi ıslanışımız.ve bir kelebek daha öldürdüm ellerimle.yine değişmedi bu senaryo.sanırım kötü bir yazarım ben ve sonunda yaktım yine herşeyi...

Kalanları Çıkartıp , Gerisini Attım



Bayatlamış bir kraker gibi hayatım artık.Nerden tutsam dağılıyor.O kadar ufalandı ki elimde , şimdi nasıl birleştirebilirim düşüncelerinde buluyorum kendimi.İşin acıklı yanı ise, paketi açıp yeni bir kraker almaya gücüm yok..Yada bunun nasıl yapılacağını unuttum.Ya da yapmak istemiyorum.
Bilmiyorum.
Bilinçsizlikle ve sadece benim üstüme yağan yağmurlarla uğraşıyorum. Ben büyümeyi düşlemiştim. Yaşlanmak biraz erken sürpriz yaptı bünyeme. Ağır oldu.
Çözümüm yoksa, arkama bakmadan kaçmak gibi taktiklerim vardı. Ama bu kez dizlerime kadar battım çamura. Adım dahi atamıyorum ki, kaçıyım. Bu çıkmazı da öyle bir sevdim ki, hem ağlıyorum ,hem kaçmak gelmiyor içimden.Yüksek sesle söylendiğinde bana da komik gelmiyor değil hani J
Depresyon denen tehlikeli sularda yüzüyor olabilirimJ Lakin suyu hissetmediğim için, farkında değilim. Ya da bende gösterdiği tepkime farklı. Dozunu az ya da çok kaçırdım sanırım.
Bir süper kahramana ihtiyacım var. Beni çamurdan çıkaracak ve ben orda iken duyduğum hazzı unutturacak. Bu kurtarıcı ben olmalıyım ama. İçimden bir şey olmalı. Bir ışık olmalıyım , bir duygu , bir koku.Ne biliyim bir şey olmalıyım ama ben olmalıyım.Kendime yaptığım her şey için , kendimden özür dilemeliyim.Sonrada bundan ders almalıyım .Kendimi kandırmadan ,gerçekten görmeliyim bir şeyleri.
İnsanlara zarar vermek istemiyorum artık.Çünkü bunu kimseye değil ,yine dönüp dolaşıp kendime yaptığımı idrak edebilecek yaştayım.Kasıtlı yapmıyorum kötü yaptığım şeyleri.Ne zaman,kim yaptı bilmiyorum ama LANETLENDİM.Ve kendimle birlikte birkaç kişiyi de bu kısır döngünün içine soktum.Galiba elime değen ölüyor.

Söz veriyorum ,zararsız olacağım artık.Bilinmeyen bir ülkeye gideceğim.Ve yanıma sadece, müzik kutumu, çikolatalarımı ve sallayınca kar yağan küremi alacağım.Sonrada bir ağacın altında oturup ,mutlu olmayı bekleyeceğim.
İşte hepsi bu..Gerçi ben bunları yazmayacaktım ama .L

11 Nisan 2010 Pazar

Sessizliğin çınlıyor kulaklarımda


Belkide çok hızlı koşuyorum.

Nefesimin tıkanmasını göze almadan.

Tepeyi aştığımda ,yokuşun sonunda ,

Aşamayacağım bir duvar görmekten korkuyorum.

Çarpıp yaralanmama izin verme.

30 Mart 2010 Salı

Tebbessüm Gibi..


Güzel kokular geliyor burnuma.Yazın ılık esintisinde , bir tatil yöresinde , denizden gelen iyot ve seyyar bir dondurmacıdan yayılan külah kokusu gibi.İçini kıpırdatır ya meltemin tenine deymesi.İşte sanırım hissettiğim bunun gibi :)


Bu kış hiç kar görmedim ama kalbim ve ellerim donmaya başlamış.Son cemre topraktan çok içime bir yerlerlere düştü sanırım.İyi hissediyorum.Her gün ,her an,her dakika değil ama ,genel olarak iyi.


Sanki uzun zamandır uyuyan bir çiçek gibi.Yapraklarım gün ışığına karşın yavaş yavaş düştüğü yerden kalkar gibi.Denizin tenimden çok içimi serinletmesi gibi.Güneşin batışında ,kumsalda yalın ayak yürümek gibi.


Kulağıma çalınan bir aşk şarkısını mırıldanır gibi.Beyaz eteğimin rüzgarda bacaklarıma dokunması gibi.


Tahta bir iskelede oturup ,ayaklarımı denize uzatıp,gökyüzünü seğretmek gibi.


Birazda benim gibi Deli..


İşte sanırım hissettiğim bunun gibi :)

29 Mart 2010 Pazartesi

Nerede Kalmıştık?

:
Akıp giden su gibi ,akıp geçiyor hayat.
Bir kondisyon bisikletinin üstünde koşarken
Ne kadar uzaklaşabilirsin ki kendinden.
Bırak nefes aldığın atmosferi,aynada gördüğün silueti tanıyamaz olmuşken.
Çok uzak değil hala ,bir pamuk şekerle mutlu olduğun zaman dilimleri.
Ne zaman vazgeçtin cesur olmaktan ya da ne zaman yuttun hayata dair hedeflerini
Hani gözü kara 18 yaş günleri.
Evet çokta uzak değil aslında , bir lise çıkışında sevgili görme ümitleri
Kim ne yaptı da bu kadar çabuk aldı senden heveslerini
Ne zaman korkar oldun koşmaktan ,bilmediğin yollarda
Hangi tarihe dayanır ,arkanı sağlam bir ağaca yaslama isteğin.
Garanticilik kelimesi kadar saçmaydı tüm nedenlerin
Hayatın kurallarına göre oynamaya başladığın günde kaldı senin hislerin
Bir gün baktın ki filende , aşık olmaktan korkan yüreğin ve boş ellerin.
Korkularınla yüzleşmek fikri mi çözümlerin.
Ve sen hala hazırda boğulmamışken ,kabullenip, itaat etme yeminlerin…

21 Şubat 2010 Pazar

Merak ediyorsan yaşıyorsun.


Eğer varsan nefes alırsın,nefes alırsan konuşursun,

Konuşursan sorarsın,sorarsan düşünürsün,

Düşünürsen araştırırsın,araştırırsan anlarsın,

Anlarsan bilirsin.

Eğer daha fazla bilmek istiyorsan ,yaşıyorsun.


Live Eurious
National Geographic Channel

8 Şubat 2010 Pazartesi

Karda uyandım.ama donmamışım.




Çok eski değil.daha birkaç gün önce.gecenin 3 ünde yada 4ünde..henüz uyku problemimi mi yenemediğim bir günde gecenin tüm karanlığında ve sessizliğinde ..bir ıslık sesi duydum melodili,içten,sıcak,değişik.biranda evet şaka yapmıyorum ,biranda dünyam aydınlandı.kalbimdeki ve vücudumdaki yaralar iyileşti.enerjiyi tüm bedenimde hissettim.güneşin sıcaklığı iliklerime kadar işledi.dudaklarıma hakim olamıyordum.sürekli gülüyor ve her şeyi daha net görebiliyordum.şaşkınlıkla,mutluk arasında bocalamadım bile.iyi hissetmeye başladım.perdeler açıldı ve sahne artık ortadaydı.zorlanmadım.üzülmedim şaşırmadım.mutluydum.

Daha detaylı düşünüp,daha net karar vermeye başladım.hangi etkenlerin kendimden geçmeme neden olduğu artık o kadar açıktı ki başka bir cümle kurmama bile gerek yoktu.sorunun uzakta ararken aslında burnumun dibinde olduğu fark ettim.astigmat olduğumu sanıyordum.aynı zamanda miyop muşum da :)
Her şeyden geçtim eskiye dair tüm kararlarım.tüm umutsuzluklarım ,kırgınlıklarım ve sahip olduklarımdan.

Artık yeni işim , yeni evim ,ve yeni hayatım var.resim yapmaya başladım,beni durduranın ne olduğunu çözdüm..ve mutluyum..eskisi gibi olumsuzlukları takmayıp gülebiliyorum..yeniden doğdum…

İyi bir insan sayılmam ama , iyi ki doğdum :)

24 Aralık 2009 Perşembe

her sonbahar gelişinde....

' kanatları var,ama uçamıyorlar.
sen uçabilen kuşlardan mısın?
aslında burda otobüs bekliycek birine benzemiyosun.
araban yok mu?
kanatlı bir araba mı istiyorsun? '

21 Aralık 2009 Pazartesi

Neden olmasın?

İtiraf ediyorum !!

Ben bir Serge Gainsbourg hayranıyım.çünkü 21senelik ömrümde bu kadar kafa karıştıran aynı zamanda göt korkusu ile cüretkarlığı doğru orantıda olan bir adam daha görmedim.o benim çirkin kralım.yaptığı her faaliyeti onayladığımı kastetmiyorum.aykırılığına ve düşüncesizliğine bu kadar güzel kılıflar uydurarak sempatik görünen ,ayrıca orantısız yüz hatları,saçma tavırları ve dengesizliği ile tarihte görülebilecek en güzel kadınları kendine aşık edebilecek yeteneğe sahip bu adam ,kabul ediyorum ki bana da etkileyici geliyor.
Jane Birkin,Anna Karina ,Brigitte Bardot kadar mükemmel görünüme sahip kadınları bile kendine aşık edebildi ise,biraz daha erken dünyaya gelip,Serge ölmeden önce tanışma fırsatına naif olmak isterdim.ayrıca je t’aime..moi non plus şarkısı ne kadar tepki görse de ,gündeme geldiği zaman içinde,bence oldukça kendi halinde ,yaratıcı ve cesur bir çalışma olmuş.yani kim bir şarkısında ,sevgilisin orgazm seslerini yayımlar ki?

Bu hayranlığım,kulağa garip gelse de ,hiçbir açıklama ve ikna etme çabası gütmeden kabul ediyorum. Serge Gainsbourg ‘a hayranım:D

dünyaya işeyen adam.


bir kaç yıl öncesine dayanan tezim ,her geçen gün doğrulanıyor.bence tüm insan ırkı olarak geri zekalıyız.kimin ve nasıl kurduğunu bilmediğim entellektüel dünyaya,kültürel çürümüşlüğün ,dirençli yaratıcıları olarak gelmişiz.evet hepsi bu.

tüm bu düşüncelerime karşı tek önerim ise:

elma dersem çık,armut dersem bana bir daha dokunma.


Gözlerimin altında mor halkalar oluşmaya başladı.bana hiç yakışmadıklarını farkında olsam da kabullenmekle yükümlüyüm.sıkışmış zamanlar yaşıyorum.çok istediğim bir şey ,asla benim olmayacağını bile bile bekliyorum.kulağa ne kadar saçma gelse de.acıdan haz duyuyorum beklide.çok hızlı devir daim yapıyor hayatım.hız beni yorsa da bünyemde yarattığı alışkanlığa uyum sağlıyorum.değişik zaman aralıklarıyla karşı koyulamaz bir şekilde vücudumu ele geçiren başka bir benliğim olduğunu düşünmeye başladım.varlığından rahatsızım.fakat beni ele geçirmesine izin vermemde zor olmuyor.kendimle savaşıp,kendimle çelişiyorum.kendi kendimi yoruyorum.bu yüzdendir ki kimseye kızamıyorum,kimseyi suçlayamıyorum.materyalist bir hayat biçimi geliştirmeye çalışıyorum.bu kez de dokunduğum ,tattığım,kokladığım hiçbir olguyu,duyguyu hissedemiyorum.kendi tedavimi kendim oluşturma taraftarıyım.sadece zaman ,yeteri kadar az,oldukça fazla zamana ihtiyacım var.yakmazsam içimindeki kuleleri ,şehirleri…

19 Aralık 2009 Cumartesi

boş bırak bilmediğin yerleri ..ben bir şeyler uydururum..


Bu aralar talihsiz serüvenler dizisi gibiyim..yakından takip edilirse eğlenceli olabilir aslında.oldukça komik yanları da yok değil.nankörlük yapmak istemem...
Bodrum birkaç gündür doğal afet filmleri gibi.yağmurlar,seller,insanın kafasına taş gibi yağan dolu parçaları.konusu saçma ve sonunda yalnızca bir kız ve bir erkekten oluşan başrol oyuncularının kurtulduğu amerikan filmlerine bir örnek olarak çekebileceğim film kareleri yakalayabilirim.ama henüz senaryo oluşturamadım.hadi kız olarak kendimi kurtardım diyelim.erkek cinsindeki yakışıklı baş rolü kime vereceğim konusunda kesin fikirlerim yok.fırtına bana maddi açıdan zorluklar yaşatıyor.antenimizi kırmış.yapımına para vermemek için ,çatıya bir operasyon düzenledim.sağlam bir plan,yeterli ekipman ve başarılı kadromla çok uğraşmadan tamir etmeyi başardım.evimin alt katına su bastı ve bir çok ayakkabımı scotch-brite (bulaşık süngeri)görünümünü aldı.saç kurutma mak. İle hepsini kurutma planımda,’saçmalama’ die yargılandıktan sonra suya düştü.ipte unuttuğumuz çamaşırlarımızın bir kısmı ise Turgutreis semalarında seyir halinde.
Bu hafta çalışmamaya karar verdim.iş günlerimi saçma bahaneler uydurarak , evde geçirdim.bir şeye kızdım ama ne olduğu konusunda bir fikre sahip değilim henüz.birçok şey yapabilirim.örneğin kadın programları izleyip psikolojimin deniz seviyesi altına inmesini sağlayabilirim.insanların hayatlarıyla seviyesizce dalga geçebilirim.evin duvarlarını saçma sapan boyayıp ,sonrada fark edilmesin diye 3.sayfa gazete kağıtlarıyla kaplayabilirim.ama çalışamam.evet yapamam..dedim ya sinirliyim..ama neye bilmiyorum..
Talihsizliğim peşimi bırakmıyor demiş miydim?midemi üşütmüşüm.yediğim hiç bir şeyi midemde barındıramıyorum.sırf bu yüzden bir şey de yiyemiyorum.sıkıştım kaldım yani.yinede her faciadan sonrada.hayatında hiç bir şey yememiş gibi canımın her şeyi istemesi beni heyecanlandırıyor :) hayır.bulimia hastalığına falan tutulmadım.ben kusarak değil,tükürerek kilo verme taraftarıyım.lakin bu tezin başarılı olma olasılığını düşünmedim..

Kısadan hisse: İnsomnia (uyku hastalığı) bu gereksiz hastalığın nedenleri..
yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü,sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenlermiş.Ahir ömrümde nelerde öğreniyorum.acaba benim şanslı nedenim bunların içinden hangisi olabilir diye düşündüm.ince eledim sık dokudum.ve bazı sebeplere farkı anlamlar yüklersem,hepsinin bana uygun olduğuna karar verdim.henüz ismini bile doğru düzgün telaffuz edemezken,insomnia olmuş olmam saçma değil mi?
Ama ümidim var iyileşeceğim.çünkü saat sabah 4 ile 7 arasında saçmada olsa yapabileceğim hiçbir faaliyet geliştiremedim henüz.
Son 2haftadır ailenin terk edilen kızı olmanın o kadarda sinir bozucu olmadığını fark ettim.olumsuzlukları değerlendirip olumlu sonuçlar elde edebilirim.kuzenimin yanıma taşınması şimdilerde oldukça matrak bir fikir gibi.en azından sıcak yemek,temiz ev,bol dedikodu,eğlence ve yalnız kalmıyor olmak gibi faaliyetler ile günüm daha saçma geçmekten kurtuluyor.Buseye göre sigarayı bırakmalıymışız.bu gidişle doktorlar benimle ilgilenmezmiş.ilgisizlikten hoşlanmam.lakin doktorlardan da haz ettiğim söylemez.benimle ilgilenmezler
se de eve gelip zırlamam.kendileri kaybeder.tıp bilimini ve olayda adı geçen doktoru yakın ve uzak çevremde mimler ve müesseselerinin gidip ,görülmesi gereken bir yer olmadığını söylerim.müşteri kaybetmiş olurlar.

Konudan konuya geçmemden psikolojimin kaç şiddetinde depreme maruz kaldığı anlaşılıyor sanırım.çoğu yerde saçmaladığımı da farkındayım.olaylar ile dalga geçerek gülmek için nedenler oluşturmaya çalışıyorum.nasıl bir mimik hareketiyle bu başarabileceğimi unutma aşamasındayım..işin gerçeği artık biraz gülebilmek istiyorum… :(

şimdi biraz beklermisin? Ruhumu öldürmeye çalışıyorum.


sen bensin bende sen artık...

sen bensin bende sen artık...