23 Haziran 2010 Çarşamba


bazen ne kadar uçabileceğimi düşünüyorum.yükseklik sınırını aştığım konusunda çokça fikirim var.baktığım gördüğüm değil.görmek için gayrette etmiyorum.huylu da huyundan hiç vazgeçmiyor.kendime verdiğim sözleri unuttuğum oluyor.eskisi kadar eğlenmiyorum.hayattan zevk alma duyularım nasırlaştı sanki.çokta vahim değil durum ama eskisi gibi de değil işte.
hayat avuçlarında bir sürü kelebekle dolaşsın demiyorum ama kalbimin attığını da hissetmek istiyorum.inançlarım ve fikirlerim değişmeye başladı.köşelerim yontuluyor.buna rağmen değişmemekte direniyorum.varlığımı bir yerlere sığdırmaya çalışıyorum da bastığım topraklar bana ait değilmiş gibi hissettiriyor.içimdeki çocuğu büyütmemek için gayretlerim.onunla yaşadığıma da eminim.o da gitseydi.nerelerde bulurdum terk edilmiş bedenimi?

susmak bir kabulleniştir.bunun aksine inanabileceği mi de düşünmüyorum.fark ediyorum da ben bazen susuyorum.sesimin tizliği ve yankısını arıyorum.ama oldukça saklanmış,bazen göz kırpıp yine kayboluyor.beni benden alabilecek tüm elleri engelliyorum.bazen ise kendimi kendim boğuyorum.

aslında şuan neyden bahsettiğimi bile bilmiyorum..saçmalamakta bir erdem olabilir mi merak ediyorum.en azından kendi çapımda eğleniyorum.tamam fark ettim saçmalıyorum

Dile Benden Ne Dilersen!


Ve bir gün gelir.tüm sessizliğin içinden bir ses çınlar kulağında.
Hayat ufalanmış,kum gibi avuçlarında.
Güzel şarkılar çalınır radyon da.
Anlamlı sözler barınır dudaklarda.
Güneş teninin en kıvrımlı noktalarında.
Gözlerin yaşama sevdasıyla .
Gökyüzünde yıldızların dansıyla .
Tanrının sana baktığı zamanda.

Hiç düşünme ve karar ver. hangi kelimeler bulunurdu haykırışlarında?

14 Haziran 2010 Pazartesi

Söylemek İstedim



Seni düşünüyorum.uzun seyehatler boyunca.


Yanlız kaldığım her saat başlarında.


Okadar çok ki seni düşünme ihtimallerim,doldurabileceğim sayfalardan fazla.


Aşk geliyor seni düşünce aklıma.


Bana bakışın geliyor, gözlerin elmas gibi parlarcasına.


Sevişin geliyor beni , dinlenmek dahi istemeden koşarcasına.


Saflığım geliyor seni düşünce aklıma.


Hiç bir ihtimalden korkmadan,seni sevişim çocukçasına.


Sana dokunuşum ,kafamda hiç bir soru işareti olmadan beyaz sayfalarca.


En saf ve en bilinçli duygularımla.
Elini tutmayı bıraktığım gün,korkularımın çınarlar gibi olduğunu görüyorum hayatımda.


Şimdi bana sevgiyle açtığın kollarına koşamıyorsam ,bu korkulardandır aslında.


Anlamanı beklemiyorum bu nedenleri ,henüz zaman aşımına uğramamış hayatımızda.


Ama bilki sevmediğimden değil sevgilim , sevgimden gebe korkularımda.


O gün geldiğinde anlayacaksın , sana koşmamak için engellediğim bacaklarımıda.


Bu kalp hala atıyorsa ,kalbinde hissettiğim benliğimin arzusuyla...


Seni çok Seviyorum.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

çaldım.


kar gibi örttün üstünü,

içinde tüm çiçekler,birerbirer titrediler.

uykusuzluğundan belli,kafanda birikintiler,

teker teker döküldüler.

sen hep kendine önlemler aldın,ben kenime yasaklar koydum.

önümüzde barajlar var,bu su hiç durmaz

bu su hiç durmaz....

yaşamak dopdoluydu ,akan pınarlar gibi

inanmayanlar beklediler.

umutlarını boşverdin,cebinde hiç kalmadı,

dostların anlamadılar.



nar gibi güzelliğin gizliydi,vereceklerin fazlaydı,

insanlar inanmadılar.

sustun hiç konuşmadın,sonra kaçtın arkana bakmadan,

insanlar şaşırdılar.

sen hep kendine önlemler aldın,ben kenime yasaklar koydum.
önümüzde barajlar bu hiç durmaz.
bu su hiç durmaz....


bülent ortaçgil

21 Nisan 2010 Çarşamba

Bir Kelebek Daha Öldürdüm Ellerimde






Oysa bu kes gökyüzünde karabuluntlar görmemiştim.Ama beklenmedik yağmurlar yağdı üzerimize.Keyif alınabilecek gibi değildi ıslanışımız.ve bir kelebek daha öldürdüm ellerimle.yine değişmedi bu senaryo.sanırım kötü bir yazarım ben ve sonunda yaktım yine herşeyi...

Kalanları Çıkartıp , Gerisini Attım



Bayatlamış bir kraker gibi hayatım artık.Nerden tutsam dağılıyor.O kadar ufalandı ki elimde , şimdi nasıl birleştirebilirim düşüncelerinde buluyorum kendimi.İşin acıklı yanı ise, paketi açıp yeni bir kraker almaya gücüm yok..Yada bunun nasıl yapılacağını unuttum.Ya da yapmak istemiyorum.
Bilmiyorum.
Bilinçsizlikle ve sadece benim üstüme yağan yağmurlarla uğraşıyorum. Ben büyümeyi düşlemiştim. Yaşlanmak biraz erken sürpriz yaptı bünyeme. Ağır oldu.
Çözümüm yoksa, arkama bakmadan kaçmak gibi taktiklerim vardı. Ama bu kez dizlerime kadar battım çamura. Adım dahi atamıyorum ki, kaçıyım. Bu çıkmazı da öyle bir sevdim ki, hem ağlıyorum ,hem kaçmak gelmiyor içimden.Yüksek sesle söylendiğinde bana da komik gelmiyor değil hani J
Depresyon denen tehlikeli sularda yüzüyor olabilirimJ Lakin suyu hissetmediğim için, farkında değilim. Ya da bende gösterdiği tepkime farklı. Dozunu az ya da çok kaçırdım sanırım.
Bir süper kahramana ihtiyacım var. Beni çamurdan çıkaracak ve ben orda iken duyduğum hazzı unutturacak. Bu kurtarıcı ben olmalıyım ama. İçimden bir şey olmalı. Bir ışık olmalıyım , bir duygu , bir koku.Ne biliyim bir şey olmalıyım ama ben olmalıyım.Kendime yaptığım her şey için , kendimden özür dilemeliyim.Sonrada bundan ders almalıyım .Kendimi kandırmadan ,gerçekten görmeliyim bir şeyleri.
İnsanlara zarar vermek istemiyorum artık.Çünkü bunu kimseye değil ,yine dönüp dolaşıp kendime yaptığımı idrak edebilecek yaştayım.Kasıtlı yapmıyorum kötü yaptığım şeyleri.Ne zaman,kim yaptı bilmiyorum ama LANETLENDİM.Ve kendimle birlikte birkaç kişiyi de bu kısır döngünün içine soktum.Galiba elime değen ölüyor.

Söz veriyorum ,zararsız olacağım artık.Bilinmeyen bir ülkeye gideceğim.Ve yanıma sadece, müzik kutumu, çikolatalarımı ve sallayınca kar yağan küremi alacağım.Sonrada bir ağacın altında oturup ,mutlu olmayı bekleyeceğim.
İşte hepsi bu..Gerçi ben bunları yazmayacaktım ama .L

11 Nisan 2010 Pazar

Sessizliğin çınlıyor kulaklarımda


Belkide çok hızlı koşuyorum.

Nefesimin tıkanmasını göze almadan.

Tepeyi aştığımda ,yokuşun sonunda ,

Aşamayacağım bir duvar görmekten korkuyorum.

Çarpıp yaralanmama izin verme.

sen bensin bende sen artık...

sen bensin bende sen artık...